Yorum yapılmamış

[25-02-2017] Çalıştay

Bu haftaki etkinliğimizde yine Krt kanalında yayınlanan Gönül Mimarları Programının çekimleriyle başladı. Çekim bittikten sonra Ocağımıza doğru yola çıktık. Ocağa varınca yemeği yedikten sonra hep beraber günlük sohbete koyulduk, güldük, eğlendik. İlerleyen saatlerde olağan hale getirdiğimiz Çalıştaylarımızın 4. sünü gerçekleştirdik.

-Çalıştaya isteyen herkes katılabilir.

-Çalıştaya idareci olarak bir başkan oylamayla seçilir.

Çalıştaylarımızın misyonu ve vizyonu;

Karanlığa küfretmektense bir ışık yakmaya çabalıyoruz. Şiddet fanatizminden uzak akıl bilim ve sevgi üzerine fikrini beyan edip tartışma değil paylaşma amacındayız. Haklı çıkmak için değil HAK için gerçek için bilgi sahibi olmak için bilmediklerimizi öğrenme çabasındayız.

Bu Haftaki Çalıştayımızın Konusu :
  1. Levh-i Mahfuz ve Ana kitap farklı kavramlardır. Ana Kitap Allah’ın mutlak bilgisi ve kaderidir. Ana Kitap değişmez. Levh-i Mahfuz ise Ra’d suresi 39.ayete göre değiştirilebilir içindeki yaşanacak olaylar değiştirilebilir. Bu değişiklikte Ana Kitap’ta bulunmaktadır. Melekler Levh-i Mahfuz’dan bazı gayb bilgilerini görebilir fakat bu değiştirilebilirlik yüzünden mutlak gaybı bilmiş olamazlar. Meleklerin “biz senin bize bildirdiğini biliriz” demelerinin altındaki hikmet budur. Mutlak gaybı bilen sadece Allah’tır.

  2. Saffat Suresi 10.ayet:  Hele bir tek söz kapan olsun; delici bir alev onun peşine düşüverir.

    Burada levh-i mahfuzdan bilgi çalma durumu anlatılmaktadır. Bu bilginin çalınmaya teşebbüs edilebilmesi Muradullah dairesindedir. Buradan bilgi çalanların peşine takılan delip geçen ateş bilgi çalanı ve çalınan bilgiyi imha eder bununla birlikte imha etmeyip dezenforme de edebilir. Bu bilgi çalan cinlerden istihbarat almak isteyenler dezenforme olmuş yada eksik hale gelmiş bilgileri alırlar. Ayrıca burada bir hiyeraşi ortaya çıkıyor:

    Ana Kitap,
    Levh-i Mahfuz,
    Mele-i Ala.

    Bilgi hırsızlığı yapan cinler asla tam bilgi çalamadığı için kainat kurulduğundan beri kötüler iyileri geçememiştir.

  3. Kimya bilimi simya biliminden doğmuştur. Süleyman peygamber gibi simya ilminde alim olan peygamberler vardır. Bu devir tekrar taş devri olacak çünkü taşlardaki kodlar çözülecek. Mesela göktaşı diye bildiğimiz bazı taşlar Saffat 10’daki gibi ateşle yanmış dezenforme olmuş bilgiler içermektedir.

  4. Ali Mushafından vahiy kavramının anlatımı. Vahiyle muhatap olmanın dereceleri. Her şey vahiydir. Allah’ın yarattığı her şey vahiydir. Bu vahyi de üç grupta toplayabiliriz.

    1-Akli vahiy (Kuran),
    2-Kalbi vahiy,
    3-Hissi vahiy.

    Müslümanlar bu üç vahye muhataptır ve sorumlulukları ağırdır. Müslümanlık kavramından en önemlisi Kuran’ın varlığından haberdar olan diğer dinlerin mensupları da bu üç vahye muhataptır. İnsan toplumlarından tecrit halde yaşayan bazı ilkel seviyedeki mesela Amazon yerlileri gibi insanlarsa 2. ve 3. vahiylere muhataptır. Bu insanlar bulundukları yerde birbirleriyle  ve tabiatla yani muhatap oldukları yaratılmışlarla uyum içinde yaşarlarsa Allah’ı bilmiş fakat tanımlayamamış olurlar.

  5. Mal ve rızık ayrı kavramlardır. Rızık yenilen, içilendir. Ayetlerde yasaklanan mal biriktirme mevcut maddi değerlerin çoğunluğun aleyhine olacak şekilde toplanmasıdır yani mal gaspıdır. Çalışıp mal sahibi olmak hakkıyla zengin olmak bu duruma girmez. Bazı kulların maddi anlamda farklı şartlara sahip olmaları arada bir orta yolu bulup toplumsal bir sulh inşa etmeleri içindir. Allah kullarını birbirlerine yardım edip beraber yurt ve cihan sulhu sağlamaları için birbirlerinden farklı şartlarda yaratmıştır.

  6. Al-i İmran suresi 6.ayet: Sana Kitap’ı indiren O’dur. Onda Kitap’ın temeli olan kesin anlamlı ayetler vardır, diğerleri de çeşitli anlamlıdırlar. Kalblerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için onların çeşitli anlamlı olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: ‘Ona inandık, hepsi Rabbimiz’in katındandır’ derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünür.

    Buradaki manalar şunlardır: Kullar tüm ayetlere muhataptırlar. Fakat önceliği olan ahlak ve iman kurallarını içeren yoruma mahal vermeyecek açıklıkta olan ayetlerine iman etmeleri gerekir. Ayetin bir nüzul sebebi İslam dinine girip hayatlarında uygulamaları gereken ayetlerdeki dersleri bırakıp bilmediklerinin peşine düşenlerdir. Bildiği ile amel edip bilmediğini öğrenmek vardır. Ayrıca bu ayet üzerinde Resul-u Ekrem efendimizin Kuran ayetlerini tam bilmediğini söylemek yanlıştır. Allah vahiyle gönderdiğini Elçisine öğretmez mi? Adem as’a Allah olmuş ve olacak her şeyi yani eşyanın isimlerini öğretti. Allah peygamberimizin en üstün peygamber olduğunu da Kuran’da bildirdi. Her şeyi bilen Adem as’dan üstün olan peygamberimiz tüm ayetleri bilmez mi?

  7. Resul ve Nebi kavramlarının açıklanması.

 

Video :

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Fill out this field
Fill out this field
Lütfen geçerli bir e-posta adresi girin.

Menü

WordPress Uzmanı: Buğra Yazar