Bir Meczup Kalperen’in Rüyası 6. Bölüm: Bu Kaçıncı Deccal

2

Yazı dizimizin bu bölümünde Ahir Zamanda gelecek olan Deccal bir yerlerde, birileri tarafından yetiştirilipte mi aramıza gönderilecek, yetiştiriliyorsa acaba Deccal olması için yetiştirilen tek aday mı, tek aday değilse Şeytaniler daha önce kaç tane Deccal adayını getirmeye çalıştı, bu gelecek olan Deccal adaylardan kaçıncısı olacak onu incelemeye çalışacağız.

Ama öncesinde yazı dizimizin önceki bölümlerinin linklerini sizlerle paylaşalım.

Bir Meczup Kalperenin Rüyası 1. Bölüm: Küp
https://kalpoder.com/bir-meczup-kalperenin-ruyasi-1-bolum-kup/

Bir Meczup Kalperenin Rüyası 2. Bölüm: Lost Dizisinin Sırrı ve Deccal’in Çıkışı
https://kalpoder.com/bir-meczup-kalperenin-ruyasi-2-bolum-lost-dizisinin-sirri-ve-deccalin-cikisi/

Bir Meczup Kalperenin Rüyası 3. Bölüm: Semboller ve Biat
https://kalpoder.com/bir-meczup-kalperenin-ruyasi-3-bolum-semboller-ve-biat/

Bir Meczup Kalperen’in Rüyası 4. Bölüm: Meczup Şarkısı Oktan Keleş’e Karşı mı Yazıldı?
https://kalpoder.com/bir-meczup-kalperenin-ruyasi-4-bolum-meczup-sarkisi-oktan-kelese-karsi-mi-yazildi/

Bir Meczup Kalperen’in Rüyası 5. Bölüm: Yecüc Mecüc
https://kalpoder.com/bir-meczup-kalperenin-ruyasi-5-bolum-yecuc-mecuc/

 

Konumuza başlayacak olursak, Şeytaniler işlerini şansa bırakmamak için Deccal olabilmesi için bir çok adayı aynı anda yetiştirdiler.

Zamanı gelince bu yetiştirdikleri adaylardan hangisi iyi ise onu seçip Deccal olarak başa geçirmek üzere Dünyadan tamamen bağımsız bir ortamda, bebeklikten itibaren özel şeytani bir öğretiyle yetiştirdiler.

Özel şeytani bir öğretiden kasıt, örneğin Güneş bizim için bir gezegen ve ısı kaynağı iken, bu adaylar için farklı bir anlama gelmektedir. Belki de kendisini bizlerin ve tüm kainatın yaratıcısı olduğuna inanarak yetiştirilmektedir tüm adaylar.

Böyle bir eğitimin etkili olabilmesi için, doğduğu andan itibaren eğiticilerinden başka kimseyle görüşmemiş olması ve dünyadaki diğer insanlardan ayrı bir ortamda yetişmiş olması gerekmektedir.

Yoksa kendisine öğretilen şeylerin, diğer insanların bildikleriyle çeliştiğini görünce, kendisine öğretilenlerde bir yanlışlık olduğunu düşünür ve ikileme düşer, belki de kendisine verilen görevi yerine getiremez.

Deccal geldiğinde tüm dünya insanlarını peşinden sürüklemeye çalışacaktır, özelliklede Müslümanları.

Çünkü şeytanın kendisine biçtiği görev budur. Peşine takılan insanları cehenneme sürüklemek.

İşte bu yüzdendir ki ilk hedefi Müslümanlardır. Çünkü şeytana göre diğer insanlar zaten yanlış yoldadır. Doğru yoldaki kişiler ilk hedefidir ki onları da doğru yolundan çıkartıp, yanlış yola saptırmak ister.

Diğer nedeni ise doğru yoldakilerin diğerlerini de uyandırma tehlikesi vardır. Bu yüzden ilk Müslümanlar hedefindedir.

Deccal geldiğinde hem Yahudi alemini hem Hıristiyan alemini hem de Müslüman alemini peşinden sürükleyebilmek için Yahudilere Mesih, Hıristiyanlara Mesih İsa, Müslümanlara ise yüzyıllardır beklediği Mehdi A.S. olduğunu iddia edecektir.

Bu açıdan bakınca Hz. Muhammed’in (s.a.v.) “Deccal İsfahan Yahudileri arasından çıkacaktır” hadisi şerifi de tam anlam kazanmış oluyor.

İsfahan İran’daki Yahudilerin yoğunlukta yaşadığı bir bölgedir. Bu bölgede yaşayan Yahudilerin bir kısmı Müslüman görünümündeki Yahudilerden oluşmaktadır. Bizdeki Sabetayistler gibi.

İran Müslüman bir ülkedir ve devlet yapısı Mehdi’nin gelişine göre planlanmıştır. Mehdi geldiğinde, ona yardım etmek üzere yıllardır bekleyen bir ordusu bile vardır. (Konuyla hiçbir bağlantısı yok ama daha iyi anlaşılması için bizdeki Ege Ordusu gibi düşünebilirsiniz.)

İran’ın tüm devlet yapısı İran Devriminden sonra Mehdinin gelişine göre dizayn edilmiştir ve Müslüman ülkedir.

Bu durumu Hz. Muhammed’in “Deccal İsfahan Yahudileri arasından çıkacaktır” hadisi şerifiyle düşünürsek;

Şeytaniler şunu iyi biliyor, yetiştirip piyasaya sürdükleri Deccal kendilerinden bir gibi gözükürse Müslümanların çoğu bunu kabul etmez, ama yetiştirdikleri bu adayı Müslüman dünyasından Mehdiymiş gibi piyasaya sürerlerse işte o zaman Müslümanların çoğu da kabul eder.

Daha sonra bu Mehdi, ben aynı zamanda Hz. İsa’yım, beklediğiniz Mesih benim tekrar sizi kurtarmak için geldim derse Hıristiyanları da peşinden sürükler.

Birde Hz. İsa Tanrı’nın oğludur. Yani yani Hz. İsa’da Tanrıdır deyip, Yani ben de Tanrıyım derse ve bu gücünü (ölüyü diriltme vb.) tüm dünyaya gösterirse işte o zaman tüm dünyayı ekseriyetle peşinden gider.

Ama burada öyle bir nokta var ki, Hıristiyanların inanmaları için vurucu nokta o olacaktır.

Şeytan Hz. İsa’yı zamanında başka gezegende yaşayan üstün teknoloji sahibi şeytanilerden aldığı yardımla dünya insanlığına holografik olarak göğe yükseldi olarak göstermiştir.

Tüm Hıristiyanlar Hz. İsa’yı göğe yükseldi olarak bilmektedir. Hatta Şeytan Müslümanlar dahil tüm dünyaya bunu böyle algılatmıştır.
(Bknz: Kulbak Bilge 16. Bölüm 227,228,229)
http://www.onaltiyildiz.com/haber.php?haber_id=3653

Dolayısıyla gelecek olan bu kurtarıcılarının Hz. İsa olduğuna inanmaları için gökten gediğini bilmeleri lazımdır.

Tüm bu palan şu şekilde işler, Dünyadaki Şeytaniler İsfahan Yahudilerinden bir ailenin çocuğunu doğar doğmaz, işbirliği içinde olduğu dünya dışında başka bir gezegende yaşayan teknolojik açıdan bize göre çok daha fazla gelişmiş Şeytani bir kavim olan Anunnakilerin yanına yetiştirilmek üzere göndermiş, eğitimini tamamlanınca efendileri olarak dünyaya geri getirilip tüm dünyaya efendilerinin krallığı ilan edilmek üzere planlarını kurmuşlardır.

Tabii bu plana şunu da eklemek gerekmektedir.

Şeytanilerin en büyük planı dünyada tek bir dil, tek bir para birimi olan tek bir Devlet kurmak istemektedirler. Ama bunu ırkların bir biriyle geçinememesi yüzünden sahada başaramamaktadırlar.

Her ne kadar bir araya getirmeye uğraşsalar da örneğin Arapları Yahudilerle, İngilizleri Almanlarla, İspanyolları … vb. bir türlü bir olmaya ikna edememektedirler. Bu günkü Avrupa birliğinin durumu ortadadır.

Bu sorunu aşmak için geliştirdikleri planı anlamak için Ronald Reagan’ın Amerikan Başkanıyken Birleşmiş Milletlerde yaptığı bir konuşmaya bakmak lazım.

Ranold Reagan linkte verdiğim konuşmasında kısaca ;

“Bu ortak bağımızı keşfedebilmemiz için belki de evrensel bir dış tehdide ihtiyacımız vardır. Bazen dünya dışı varlıkların tehdidi altında kaldığımızda farklılıklarımızı ne kadar da çabuk unutacağımızı düşünüyorum.”

Ranold Reagan’ın bu senaryosunu Hollywood yapımı Kurtuluş Günü / İndependence Day ve bir çok filmde çok güzel işlediler.

Deccal sadece dünyadaki Şeytanilerin değil, Uzayda başka gezegenlerde yaşayan farklı farklı şeytani varlıkların da, Anunnakilerin, Ganeş’in de beklediği Mesih.

Esas plan, Deccal dünyaya geldiği andan, kendisini dünya halklarına lanse edeceği zamana kadar geçen sürede, tüm dünya yavaş yavaş kaosa sürüklenecek, ekonomik, savaş, kıtlık aklınıza ne gelirse. Tüm dünya insanı bir kurtarıcı bekleyişi içine sokulacak. En sonda da en büyük darbesiyi indirip Şeytanilerin Uzaylı müttefikleri, danışıklı döğüş olarak dünyayı istila edecek. Uzaylıların istilası sonucunda ortaya bir kurtarıcı, bir kahraman olarak sahneye Deccal çıkıp uzaylılarla savaşı bitirip, dünyaya, barışı, mutluluğu, huzuru, ekonomik rahatlığı getirecek.

Uzaylılar Deccali dinleyecek mi derseniz, zaten Mesihleri olarak onlar Deccali kendi dünyalarında yetiştirdiği için,  Deccal ne emrederse yapacaklar.

Geldiğinde kendisini Müslüman alemine Hz. Mehdi, Hıristiyan alemine Hz. İsa, Yahudi alemine de Mesih olarak tanıtıp, insanlar tamamen ona bağlandıktan sonrada zaman içerisinde de Tanrı olduğunu iddia edip, normal bir insanın yapamayacağı çok özel şeyler sergileyecek ve tüm insanlığı kendisine inandıracak.

Örneğin ölüyü diriltecek, yağmur yağdıracak, deprem oluşturacak, kuraklık oluşturacak, insanlara cenneti gibi bir yaşam vadedecek.

Geldiğinde bu insan üstü güçleri nasıl sergileyecek dersiniz.

Amerika’nın sahip olduğu bir teknoloji var.  Haarp Teknolojisi. Bu teknoloji sayesinde Amerika istediği bir yerde yağmur, kar yağdırabiliyor, deprem oluşturabiliyor.

Hadisi şeriflerde yer alan bir olay vardır. Deccal ortaya çıktığında kendisini kabul etmeyen beldelerde kuraklık oluşturacak, o beldede yaşayanlar sabah kalktığında bir bakacak ki tüm hayvanları ölmüş, ekinleri sararmış kuraklık başlamış olacak. İşte bunu bu Haarp teknolojisiyle yapacak. Elbette bu teknolojiyi kendisini tüm dünyaya lanse etme zamanı gelene kadar daha da geliştirecektir.

Acaba son yıllarda dünyanın çeşitli yerlerindeki toplu hayvan ölümlerinin Deccalin bu teknolojisinin deneyleri olabilir mi?

http://www.milliyet.com.tr/sanliurfa-da-kus-olumleri-halki-gundem-2417579/ 

http://www.ntv.com.tr/dunya/abddeki-kus-olumleri-artiyor,44LodsQ03kCdKK0C6OzqRg

http://www.hurriyet.com.tr/cokal-barajinda-toplu-balik-olumleri-tedirgin-40512794

http://www.sabah.com.tr/galeri/yasam/corumda-toplu-balik-olumleri/8

Yukarıda verdiğim linkler bu toplu hayvan ölümlerine sadece bir örnek. Bu gibi olayların sayısı oldukça fazladır.

Peki Deccal bu ve buna benzer diğer teknolojileri nasıl kontrol edecektir.

Oktan KELEŞ geçmişte “Sarkozy’nin Omzundaki Çocuk kim?” diye bir yazı yazmıştı ve orada orada o çocuğun eli neden sargılı diye sormuştu.

http://www.onaltiyildiz.com/artikel.php?artikel_id=18

Şeytaniler bu özel teknolojileri Deccal kimse görmeden uzaktan kumanda edebilsin diye tüm Deccal adaylarının ellerinin içine yerleştirdiği bir çiple bu işi çözüme bağlamış durumda.

Örneğin Deccal bir beldeye gidiyor ve kendisini “Ben sizin Tanrınızım” diye tebliğ ediyor. O belde deki insanlar bunu kabul ederse elinin içindeki bu uzaktan kumanda çipleriyle kendisine tahsis edilen teknolojiyi kontrol ederek yağmur yağdırıyor, o belde Deccal’i kabul etmezse kuraklık çıkartıp, hayvanlarını öldürüyor. Deccal’in bir insanın yapmasının imkansız olduğunu düşündükleri bu doğa üstü gücü görenler ilk başta inanmasa da sonradan Deccal’in Tanrı olduğuna inanıyor.

Tabii ben burada kolay anlaşılsın diye olacak olan senaryoyu olabildiğince basitleştirdim. Gerçekte olaylar bu kadar basit olmayacaktır. Deccal’in bu saydıklarımdan çok daha fazla vasıfları olacaktır. Örneğin ölüyü diriltecektir, tüm dünyayı aynı anda hipnoz edecektir. (Hipnoz yerine beyin kontrolü daha uygun olabilir ama yapacağı şey beyin kontrolünden daha üstün bir şey olacağı için insanlar neyle karşılaşacaklarını bilsinler diye bu kelimeyi kullanmak istedim)

Buradaki hipnoz kelimesiyle anlattığım şeyi daha iyi anlayabilmeniz için zamanı olanlara 2009 yılında çıkan V The Visitors adlı diziyi seyretmesini tavsiye ederim. Zamanı olmayanlar içinde sonundaki hipnozla ilgili bölümünün linkini aşşağıda veriyorum ama dizinin en azından son bölümü seyredilmeden tam olarak anlaşılmayabilir. Bu dizideki küçük kız çocuğu Deccal’in bu vasıflarına sahip olarak senaryolaştırılmış.

 

Acaba İran devrimi bu Deccali plan için Şeytaniler tarafından mı yapıldı?

Deccal geldiğinde hadisi şeriflere göre üç adımda dünyayı dolaşıcaktır. Sizce bu nasıl mümkün olabilir?

Birinci Adım: Oturduğu yerden insanlara aktarmak istediği şeyleri ilk önce uyduya göndericek.

İkinci Adım: Uydu gelen bu sinyali yerdeki baz istasyonlarına aktaracak.

Üçüncü Adım: Baz istasyonları aldığı bu sinyalleri insanların cep telefonlarına, tabletlerine, bilgisayarlarına, Akıllı televizyonlarına aktaracak.

Deccal 3 adımda tüm dünyaya ulaşmış olacak, tüm dünyayı dolaşmış olacak.
Ama burada şöyle bir sorun ortaya çıkıyor. Teknolojik olarak çok geride olan, fakir olan ülkelerde internet erişimi bu kadar yaygın değil. Adamların karnını doyuracak parası yok ki ülkede internet altyapısı kursun. Örneğin Afrika.

Peki Deccal buradaki insanlara ulaşamayacak mı?

İşte tam burada devreye Şeytanilerin Teknoloji üssü olan Google devreye giriyor. Tüm dünyaya, özelliklede böyle kırsal, ulaşılamaz ve fakir olan yerlerde yaşayanlar için balonlarla bedava internet projesini geliştiriyor. Sırf Mesihleri ortaya çıktığında tüm dünyaya erişebilsin diye.

http://www.ntv.com.tr/galeri/teknoloji/googledan-bedava-internet-icin-kritik-adim,3MaIP9BUeUmdeRLid6Jm1g

Size hem güzel hem de kötü haber. Bu proje gerçekleşip hayata geçmeden Deccal zuhur etmez. Kötü haberse proje bitmek üzere. Hayat geçmesi ise en fazla birkaç yıl sürer.

Birde şeytanilerin organizasyon şemasına bir göz atalım.
Şeytanın hemen altında 9’lar konseyi var.
9’lar konseyinin başında bulunan kişiye Firavun deniliyor.
Firavun şeytanla iki insanın oturup bir biriyle konuşması gibi, Şeytanla bire bir görüşüp talimat alan kişi.

Aldığı bu talimatı 9’lar konseyine iletiyor ve yapılması gereken faaliyetler için herkesi organize edip yönlendiriyor.

Yani dünyada ne kadar kötülük varsa bu firavunun başının altından çıkıyor.
9’lar konseyi Gönül Sulatnımız Oktan Keleş Beyin Kulbak bilge kitabında yazdığı gibi, 9 Tuğ sırrından beri var.

Yani neredeyse Hz. Ademin Dünyaya gelişinden günümüze kadar geçen sürede.

Deccal geldiğinde 9’ların başına geçecek yani Firavun koltuğuna oturacak.

Yer yüzü Hz. Adem’in yer yüzüne gelişinden kıyamete kadar geçen sürede bir daha böylesine şerli bir Firavun daha görmeyecek.

İşte bu yüzdendir ki ahir zamandaki Firavun koltuğuna oturan kişiye sadece Firavun denmemiş.

İşte bu yüzdendir ki ahir zamanda Firavun koltuğuna oturacak kişiye Ahir zamanda Deccal diye özel bir isim daha verilmiş.

Tehlikenin büyüklüğünün farkına varın !!!

Konumuza dönecek olursak 2000 yılında Şeytaniler Anunnakilerin yetiştirdiği adaylardan kendilerine göre en iyisini Deccal olarak seçtiler ve Anunnakiler bu seçilen Deccali belirlenen günde ve belirlenen yer olan Sina çölünde bir yere, kendi gezegenlerinden Dünyaya getirdiler. Tam tüm dünyaya Dünya Efendilerinin (Deccal’in) Hakimiyetini ilan edecekken, Deccal olarak belirlenip getirilen kişi Hz. Hızır (a.s.) tarafından öldürdü. (Vakıa 61. Ayet) Kehf Suresinde Hz. Hızır, Hz. Musa kıssasındaki çocuk. Bu olayı birde Gönül Sultanım Oktan Keleş’in Kulbak Bilge kitabından okuyalım.

Kulbak Bilge Kitabından

Şeytaniler 11 Eylülü bu olayın intikamı olarak planladı.

Şimdi Deccal’in özelliklerini sıralayalım.

– Başka bir gezegenden geliyor

– Gökte ve yerde onu öldürmek isteyenler var

– İnsan üstü güçleri var

– Ve ellerinde çok özel bir güç var ( Sarkozy’nin sırtındaki çocuğun elleri neden bandajlıydı)

Daha önceki bölümlerde anlattığım gibi Lost dizisi 23 Mayıs 2010’da bitti. Bu Deccal’in o gün yada da o hafta yada o ay Anunnakiler tarafından kendi gezegenlerinden dünyamıza getirildiğinin ve bu seferki Deccal’in Hilaliler tarafından öldürülmediğinin işaretidir. Bekledikleri kurtarıcı Mesih gelmiştir. Bunu hem Lost dizisiyle duyururken hemen başka filmlerde yapmaya başladılar.

Zaten Deccal gelmeden yıllar hatta on yıllar öncesinden onun gelişi için hazırlıklar yapıp başka gezegenden gelen süper güçlere sahip birinin dünyanın kurtarıcısı olacağının bilinç altı tohumlarını Süpermen çizgi roman ve filmleriyle işlemeye çoktan başlamıştı Şeytaniler.

Deccal’in gelişinin kutlamaları devam ediyordu. Deccal geldikten hemen sonra çekimleri başlayan ve 2011 yılında çekimleri bitip piyasaya sürülen bir film vardı.

I AM NUMBER FOUR

Filmin konusu neydi?

Gezegenleri yok edilirken son anda kaçarak kendilerini kurtaran dokuz uzaylı ergenin öyküsünü anlatıyor. Bu dokuz uzaylı ergenin her biri birden 9’a kadar numaralandırılmış durumda. Filmde ilk üç numaraya sahip ergen birileri tarafından öldürülüyor. Sıra 4 Numaradadır. Ama ilk 2 ergeni öldürenler tam 4 Numarayı öldürecekken 4 Numaranın ellerinde doğa üstü bir güç açığa çıkar ve 4 Numarayı öldürmeyi başaramazlar.

Hikaye size de tanıdık geldi mi?

Buradaki ergenler Deccal adaylarını temsil etmektedir. Hz. Hızır (a.s.) 2000 yılında Deccal olması planlanan kişiyi öldürdükten sonra, Şeytaniler diğer adaylardan sırasıyla iki kere daha Deccal seçip dünya sahnesine çıkartmayı denemişler fakat Hz. Hızır (a.s.) Allah’tan aldığı İlhamla (İlmi Ledün) bu ilk üç kişiyi Vakıa 61 Ayete göre öldürmüştür. 4. Kere seçilen Deccal adayının öldürülmesi Allah’ın Muradında olmadığı için dokunmamıştır. 4. Kere yapılan Deccal seçiminde ki adayın Dünya sahnesine Deccal olarak çıkması Allah’ın Muradıdır ve 23 Mayıs 2010 tarihinde seçilip görevine hazırlık eğitiminin son aşamasına saha tecrübesi kazansın diye getirilmiştir.

Bu seferkini öldüremediniz diye mesaj vermek için de film çekiyorlar. Merak etmeyin Ey Şeytaniler Allah c.c. Muradında o Deccal’in öldürülmesi olsaydı, hiçbir kuvvet onu Hz. Hızır’dan koruyamazdı. Ariel Şaron iyi bilir.

Ne zaman Firavun koltuğuna oturduğunu önümüzdeki bölümlerde inceleyeceğiz.

Dört  Dört’e  karşı !

Bu arada bildiğiniz gibi Oktan Keleş Bey Tengri’nin Türk’ü kitabının ilk bölümünü biz Kalperenlere hediye olarak On Altı Yıldız sitemizde yayınladı.

Bizde Kalpoder.com olarak Tengri’nin Türk’ü kitabının üzerine Oktan Keleş Beyle bir röportaj yapıp sorulabilecek soruların çoğunu sorduk.

Röportajı yazıya döküp önümüzdeki günlerde siz değerli takipçilerimizle paylaşacağız.

Ancak röportajın daha anlaşılabilir olması için bu yazı dizimizin ilerleyen bölümünde işlenecek konuyu siz değerli okuyucularımızın bilmesi gerekiyor ki röportaj daha anlaşılır olsun.

Bu yüzden bu yazı dizisinin bölümlerinin arasını çok geciktirmeden hemen çıkartıp ardından röportajı yayınlayacağız.

Saygılarımla 

Share.

About Author

Kalpoder Web Sitesi Yöneticisi ve "Bir Meczup Kalperen'in Rüyası" Yazı Dizisinin Yazarı

2 yorum

Leave A Reply